Günümüzde milyonlarca yıl öncesine gittiğimiz zaman insanlık tarihinin o bilinmezlik noktasında, bu günkü yani yaşadığımız dönemdeki kadar, etnik ve kültürel farklılıkların, bölünmüşlüklerin şimdiki kadar çeşitlilik arz etmediği görülür.
Mevcut herşeyin bir bütünün parçalarının farklı hal ve görünümleri olduğu bilimsel gerçekliğinden hareket edersek, tarihte ve günümüzde insanlığın acılarına sebebiyet veren yapay farklılıkların, gelişmiş insan bakışı ile ne kadar anlamsız olduğu, ve bu farklılıkları birileri hep şahsi çıkarı doğrultusunda kullandığı, saf dürüst insanların buna alet edildiği görülür.
Böyle olmasına rağmen insan oğlunda bu yapay alt kimliklerin günümüzdeki mevcudiyetinde kendi geçmişini öğrenme merakı tarihte olduğu gibi bu günde vardır. İnsanın geçmişi ile ilgili bilgiler bazen tarihi ve sosyolojik belgeler ile yazılı metinler halinde şimdiki zamana kadar ulaşmış, bazende kuşaktan kuşağa sözlü anlatımlar vasıtası ile günümüze kadar taşınmış ve böylece bu günün insanıda geçmiş tarihi hakkında bilgi sahibi olmuştur. Bu günkü Kötüre ve Kötüreliler ile ilgili tarihi bilgilerde bu iki kaynağa dayanmaktadır.
Geliş tarihleri kesin bilinmemekle birlikte, güney Türkmenistan kuzeydoğu İranda bu günkü Meşhet (Horasan) bölgesinde geldikleri, yıvaboyuna mensup oldukları ve onüçüncü yüzyılın sonlarında Erzurum dolaylarında merkez Erciş olmak kaydıyla yerleşik hayata geçtikleri, (Kara Koyunlu devletinin kurucuları arasında oldukları) bilinmektedir.
Liderleri Mehmet ve Kara Yusuf döneminde yerleşim sınırlarının alanını genişleterek 1411 yıllarında Tebriz merkez olmak kaydıyla Ahmet Yesevi felsefi inancına bağlı bir devlet kurarlar.
1420’lerde reisleri Kara Yusufun ölümü ile aralarında anlaşmazlık çıkar, bu durum gittikce zayıflamalarına sebeb olur ve 1467 yılında Akkoyunlu hükümdarı (Şah İsmailin dayısı) Uzun Hasan bu devlete son verir.
Dağılan bu insanlardan bir kısmı sürüleri ile birlikte batıya Anadolunun daha içlerine göç ederler. Konup göçerek yol alan bu gurup Dersim bölgesine geldiklerinde bu günkü Pertek dolaylarında sulak ve hayvanlarının beslenmesine uygun olan bir konaklama yerinde gereğinden fazla kalırlar.
Uzun süren bu konaklama süresi o bölgenin yerleşik halkını rahatsız eder ve bu gelen yeni göçebe gurubunun kendi bölgelerinde kalkıp gitmelerini isterler. Aralarında kavgalar olur ama bu yeni gelen göçebe gurup orada yerleşip kalmak niyetindedir, yerleşik halkın isteklerine direnmeyi sürdürürler. Bu çekişme dönemlerinde oranın eski yerleşik halkı bu yeni gelenler hakkında fazla bir bilgileri olmadığından kendi aralarında onlardan bahsederken onların giysilerinin renginden dolayı, onlara kendi yerel konuştukları dillerinde siyah giysililer anlamına gelen çoğraşlılar (bu gün Malaytada ve Kötürede bazen Çoğraşlı bazende Çuğraşlı olarak geçer) diye hitap ederler. Zaten o devirlerde genelde halk kendi giyeçeğini kendi imal ve tedarik ettiğinden bunlarda kendi koyun sürülerindeki siyah hayvanların yünlerinden yaptıkları siyah renkli elbiseler giymektedirler. Dolaysıyla bu gurup ondan sonra bölgede Çoğraşlılar ismi ile anılırlar. Aradan belli bir zaman geçince yöre halkı ile aynı felsefi inanca sahip olan bu insanlar yerleşik halk tarafından benimsenir inanç birliği içinde olan bu insanlar arasında zaman içinde evlilikler dolaysıyla akrabalıklar kurulur ve oraya daimi yerleşirler.
Bir başka anlatıma görede (bu yörede yaşayan pilvang aşiretine mensup yaşlı kişilerin anlatımıdır) doğudan batıya devam eden bu göçler esnasında göç edenlerden kaybolan iki çocuk pilvang aşiretine mensup kişilerce bulunur ve bu çocuklar pilvang aşiretinin varlıklı bir ailesi tarafından korunur. Bulunduklarında çocuklarda birinin elbisesi siyah renklidir bu çocuğa siyah elbiseli anlamına gelen Çoğraş ismi konur. Diğer çocuğunda börkü siyah renkte olduğunda onada siyah başlıklı anlamına gelen Kumraş ismi konur ve çocuklar o ailenin yanında büyür, evlenir çoğalırlar yıllar sonra siyah elbiseli çocuktan çoğalan bu insanlara Çoğraşlılar denilmektedir. Bu iki anlatımında doğruluk derecesi kesin bilinmemekle birlikte biz Kötüreli tanınmış bilge kişilerin anlattığı birinci görüşün daha doğru olduğu kanaatindeniz. Öyle yada böyle Çoğraşlılar ismini Dersim bölgesinden aldıkları bilinmektedir.
Bu bölgede yaklaşık 200 yıla yakın kalan Çoğraşlılardan bir kısmı, yine batı yönüne göç ederek Malatyanın Akça dağ bölgesine gelirler ve kuzeydeki Enzeğe yerleşirler.
Sosyal ve kültürel yaşam tarzları ile Anadolu Türkmen geleneğini sergileyen Çuğraşlılar burda zamanla geniş topraklar mülkiyet edinirler.